İçinde bulunduğumuz bilgi çağında, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü ilerlemeler, bir dönüşüm etkisi yaratarak birçok alanda verimlilik ve performans artışına yol açmaktadır. Örgütler bu dönüşüm sürecinde bilgiye daha hızlı ulaşabilmekte ve yönetsel kararlarını daha çevik bir şekilde verebilmektedirler. Çalışanlar daha kolay, daha hızlı ve daha rahat bir şekilde iletişim kurabilmekte, işyerindeki verimsizlikleri azaltmak ve daha yüksek çıktı seviyeleri elde edebilmek için yeni teknolojileri kullanabilmektedirler. Günümüzde çok küçük ölçekteki örgütlerde bile örgütsel işlevlerin, rutinlerin ve süreçlerin yürütülmesi için internetin artık vazgeçilmez bir tamamlayıcı varlık şekline dönüştüğü kabul edilmektedir. Örgütler; internet üzerinden müşterileriyle, tedarikçileriyle ve diğer paydaşlarıyla iletişim kurabilmekte, sosyal medya üzerinden ürünlerini ya da markalarını tanıtabilmekte, elektronik ticaret yapabilmekte ve diğer örgütlerle iş birliği yapabilmektedirler. İnternet ve diğer enformasyon teknolojileri örgütlere verimliliği artırmak ve temel işlevleri yürütmek konusunda destek olurken, çalışanların interneti ve diğer enformasyon teknolojilerini nasıl kullandıkları ya da kullanmaları gerektiği ayrı bir inceleme konusu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yaşanan teknolojik gelişmeler, çalışanlara teknolojiyi kötüye kullanma ve önemli örgütsel kural ve normları ihlal eden ve örgütün ya da üyelerinin refahını tehdit eden bir işyeri sapkınlığı (Robinson ve Bennett, 1995) ya da gönüllü davranış biçimi olan sanal kaytarma (Lim, 2002) yapma fırsatları sağlayabilmektedir. Sanal kaytarma, gelişen teknolojiyle birlikte sapkın iş davranışlarının evrim geçirmiş bir şekli olarak görülmekte (Askew vd., 2014) ve çalışanların işten kaytarma davranışlarının yeni bir türü olduğu kabul edilmektedir (Kim ve Byrne, 2011). Alanyazında sanal kaytarma kavramını ilk ortaya koyan Lim (2002)’e göre sanal kaytarma, çalışanların kasıtlı olarak mesai saatleri içerisinde çalışmaktan kaçındıkları bir üretkenlik karşıtı davranış türü olarak görülmektedir. Daha açık bir ifadeyle sanal kaytarma, çalışanların sosyal medyayı kontrol etmek ya da YouTube videoları izlemek gibi işle ilgili olmayan amaçlar için işyerinde teknoloji kullanımını ifade etmektedir (Lim, 2002; Shaddiq vd., 2021).
Örgüt içinde çalışanların kullanımı için sağlanan internet hizmetleri ve diğer teknolojiler, sadece örgütsel ya da işle ilgili konularda kullanılmamakta, çalışanlar tarafından özel amaçlar için de kullanılabilmektedir. Çalışanların çok büyük bir bölümü işle ilgili olmayan konularda iletişim kurmak (e-posta gönderme ve alma, mesajlaşma, sosyal ağlarda gezinme vb) ya da borsa, finans, spor ve haber sitelerini ziyaret etmek için örgütün internet erişimini kullanmaktadırlar (Blanchard ve Henle, 2008; Koay ve Soh, 2019; Weissenfeld vd., 2019). Çalışanların gerçekte çalışmadıkları halde iyi performans gösteriyormuş izlenimi vermeleri, ayrıca örgütsel açıdan güvenlik risklerinin ve hukuki sorunların ortaya çıkması nedeniyle sanal kaytarma, görülenden daha tehlikeli olarak kabul edilmektedir. Bireylerin boş zamanlarında, molalarda ve öğle tatillerinde bu davranışların artış göstermesi, mesai saatlerinde de bu tarz davranışların yaygın olduğunu göstermektedir (Korunovska ve Spiekermann, 2019). Yapılan araştırmalar çalışanların işyerindeyken ortalama bir ya da iki saatlerini sanal kaytarma faaliyetlerine harcadığını göstermektedir (Askew vd., 2014; Ogirima vd., 2020).
Publication Date: 2022