Dijitalleşme süreci ile gelişen yapay zekâ teknolojileri gündelik hayatın bir parçası haline gelmektedir. Gündelik yaşam pratiklerini dönüştüren yapay zekâ; mahremiyet, gözetim ve güvenlik kavramlarının yeniden tartışılmasına zemin oluşturmaktadır. Bu yaklaşım ile yapay zekâ tabanlı dijital asistanlar ve akıllı ev sistemleri yaşamı kolaylaştıran teknolojiler olarak sunulmaktadır. Kişisel verilen toplanması ve davranışlarının incelenmesi bakımından çeşitli riskleri de beraberinde getirmektedir. Araştırma yapay zekâ destekli akıllı cihazların ev yaşamına entegre olmasını 2024 yılı yapımlı AfrAId filmi üzerinden dijital mahremiyet ve ev içi gözetim olguları bağlamında değerlendirme amacını taşımaktadır. Araştırmanın önemi sesli asistanların, akıllı ev sistemlerinin ve veri odaklı dijital platformların bireylerin özel yaşamlarını nasıl izlenebilir ve görünür kılındığını film göstergeleri üzerinden ortaya koymaktır. Araştırma Michel Foucault’nun Panoptikon ve David Lyon’un Dijital Gözetim Toplumu yaklaşımları çerçevesinde Roland Barthes’ın göstergebilim analiz yöntemiyle incelenmektedir. Araştırmanın evrenini AfrAId filmi oluştururken, örneklemini ise film içerisinden belirlenen yedi sahne oluşturmaktadır. Çalışma ev mekanının güvenli ve mahrem bir alan olmaktan çıkarak gözetlenen ve sürekli veri üreten dijital bir alana dönüştüğünü ortaya koymaktadır. İncelenen göstergelerde teknolojinin aile içi ilişkiler, karar alma süreçleri ve bireysel özgürlükler üzerindeki yansımaları görülmektedir. Araştırma dijital gözetim toplumu, yapay zeka ve mahremiyet kavramlarını sinema perspektifi üzerinden aktararak disiplinler arası güncel tartışmalara eleştirel bir boyut kazandırmaktadır.
Publication Date: 2026-06-15